-Efendim ben bir koltuğum. Bir isimle kendimi hem cinslerimden ayırmam ama bana 'makam' ismi takılmış. Ne modelim farklı başka koltuklardan ne malzemem. Ne gıcırtılarım başka dil ne de üstüme yapışan tozlar daha değerli.
-Manzaralara, hoş parfüm kokularına, derin dekoltelere, sarı zarflara çok tanık oldum. Hep özel buldular beni. Sayılı insan erişebildi bana. Halbuki ben hiç mutlu değilim. Ben istemez miyim yıllarca aynı popoyu görmek yerine farklı farklı popolar görmeyi. Monoton bir hayat yerine, rahat bedenime oturup haksızlık yapanların gidip yerine hak edenin geldiğini. Efendim ben bir koltuğum. İsmim 'makam' tek bir popoya değilde bir koç popo ya hizmet etmekten başka ne isteyebilirim ki!
Olaya buradan girmemin nedeni, biz ülkemizde erdemin ne olduğunu bilmemeyi koltuk sevdası olarak açıkladık. İsmine makam dediğimiz önemli pozisyonları kimseye bırakmayanlara haklı dedik. Hatalar yapıldıkça yapıldı haksızlıklar görmezden gelindikçe gelindi ancak hatalılar hep aynı yerinde kaldı suçlular dışarıda arandı bulunamadı. Mevkilerine 'hak ederek' gelmiş olanlar yaptıkları olumsuz davranış ve tutumların cezasını hiç bir zaman çekmedi.
Japonya'da tanıdıklarının yüzüne bakamayacak olmanın utancıyla hara-kiri yapanlar, İngiltere'de enflasyon tahmininde yüzde 0,1 yanıldığı için istifa edenler varken, bizim ülkemizde bakan yardım isteyen gencin eline para tutuşturup göndermiş olmanın mutluluğu ve hazzı içinde yerinde oturmaya devam ediyor. O genci, düşürdüğü durumu ne umursuyor ne de mevkisinin gerektiği gibi davranmayı biliyor.
Art niyeti yokmuş, gencin ihtiyaçları sonra görünmüş, bir anlık dalgınlığına gelmiş ben bilmem. Beni yöneten bir bakan yaptığı bu aşağılık hareketin cezasını ödemek zorunda. Bu da bakanlığından istifa ederek olur.
Dün isimlerinin başına T.C yazarak ülkeyi kurtardığını sananlar, bugünde isimlerini o genç kızın ismi ile değiştirerek bizi bu bakandan kurtarsınlar...Hadi bakalım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder