Gelişmekte olan ülkeler için FED' in varlık alımını azaltacağını açıklaması ile 2014 ün durgun geçeceği beklentisi oluştu. Ülkeler politikalarını buna göre şekillendirdi. Ülkemizde de taksit sayısının azaltılıp tasarrufların artırılmaya çalışılması , varlık alımının azaltılmasına bağlı olarak değer kaybında sürekliliğe giden TL'nin istikrarının sağlamak için faizlerin yükseltilmesi bu değişen politikaların göstergesidir. Peki bu ekonomiye yön vermede başlıca faktör olan faiz ve enflasyon arasındaki ilişki nasıldır ?
Faizin artırma politikasının sonuçlarının konuşalım. Faiz arttırımı piyasaya paranızı devlet borçlanma araçlarına yatırdığınızda daha çok kar elde edeceksiniz demektir. Piyasa kullanıcıları bunu değerlendirerek paralarını bu araçlara yatıracak ve piyasadan para çekilmiş olacak. Aynı işlemin sonucu olarak ticari kredi faizleri de artacağı için yatırımlar azalacak işsizlik artacaktır. TL değer kazanacağından ithalat azalacaktır. Bu sonuçlar enflasyonun teorik olarak düşmesine neden olacaktır.
Dünya ekonomilerinde incelendiği zaman ülkelerin gelişmesinde düşük değil kabul edilebilir derecede yüksek enflasyon olduğu görülmektedir. Piyasada para bollaşsın ki insanlar para harcasın. Harcamalar arttıkça yatırımlar artsın işsizlik azalsın. Büyümenin temel hedefleri bunlardır.
AB bölgesinde çok düşük enflasyon kriz korkuları yaratmaya başladı. Enflasyon düşük olmasının yanı sıra işşizlik Yüzde 23 sevilerinde kadar çıktı. Bu notu ekledikten sonra şunu söylemek gerekir ki faiz ve enflasyon ters orantılıdır. Aksinin iddia edilmesi yılların verisine dayanarak ortaya ekonomi teorisi atan ekonomistlerin kemiklerini sızlatabilir.