-İdare edenler ile tabi olanlar, yani saray ve kapı-kulu ile halk ikileminin sosyal yapıyı belirlediği Osmanlı devletinde ekonomik düzen, sermayenin belirli ellerde toplanıp oradan kapitalist bir üretime sıçrayabileceği nitelikte değildi.
-Geri kalmış ülkelerde sanayileşmenin ilk adımlarının dev adımlar olması gerektiği için kapital birikimi ellerinde tutan bu sınıf kapitallerini daha kolay kazanç getiren ticarete yatırmayı tercih edince, ticari kapital, İngiltere'de olduğu gibi sanayi kapitali haline dönüşememişti.
-19. yy ikinci yarısındaki İstanbul'un şehir olarak görünümü şöyle tanımlanıyordu: ''Paltosu ile İngiliz, şapkası ile Fransız, birahaneleri ile Alman, müziği ile İtalyan, Meyhaneleri ile Rum, bekçi ve hamallarıyla Türk bir İstanbul doğdu''
-27 Mayıs, aynı zamanda, burjuvazi karşısında siyasal bakımdan olduğu kadar enflasyonist bir kalkınma modeli içinde sabit gelirli olarak ekonomik bakımdan ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören asker-bürokratların düzene tepkisidir.
Kitap: Dr. Ahmet Yücekök- 100 soruda Türkiye'de din ve siyaset
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder