Uluslararası ticarette ülkenin büyüklüğünün çok büyük bir önemi vardır. Yapılan ticaret işlemlerinde büyük ülkenin alım satım ihtiyacı büyük olduğu için dünya ticaret hadlerini değiştirici rol oynayabilirler. Nasıl ki ?
Lüksemburg ve Amerika'yı kıyaslayarak anlayalım. Lüksemburg küçük bir ülke olduğu içi yapacağı dış ticarette etkili olamaz ama karlı olabilir. Çünkü Amerika ile bir ticaret işlemi yaptığında alıdığı miktar küçük olduğu için Amerika'nın düşük iç fiyatından alır ancak satarken küçük ülke olmanın avantajı ile kendi en yüksek fiyatlarında satar.
İşte konuya buradan başlarsak büyümekte olan ülkeler yaptıkları hacimli ticaretler ile ticaret hadlerini bozar. Girdikleri büyük piyasada fiyatları kendilerine göre ayarlamak isterler. Alırken en düşük fiyata, satarken en yüksek fiyata satmak istemeleri ve uzmanlaştıkları ürünün diğer ülkelerce ihtiyaç konumunda olması ticaret hadlerinin bozulmasının sebebidir. Önemli olan nokta ise, gelişmenin verdiği refaha karşılık bu ülkeler ticaret hadlerinde ki bozulmanın sonucu olarakta refah kaybederler. Gelişmekte olmak ve ticaret hadlerinin sonuçları birbirine zıttır.
Eğer gelişmekte olan bu ülkelerde ticaret haddinin bozulması ile ortaya çıkan refah kaybı, gelişmişliğin getirdiği refahtan büyük ise yoksullaşarak büyüme söz konusudur. Basitçe söyleyecek olursak gelişme için şart olan yatırlarımlar, dışarıdan alınan kaynaklar ile finanse edilmesidir. Yatırım için alınan krediler uzun vadede faiz ödemeleri ile ülkeden bir kaynak çıkışına sebeb olacak ve ülke insanın bir birim paraya karşılık aldığı ürünün miktarı önceye göre azalacaktır.
Sonuç olarak, ülkemizde ki önemli kuruluşların özelleştirmeleri ile başlayan yatırımlarımıza kaynak arayışı bizi gelişmekte olan ülkeler sıralamasına sokmuştur. Ancak vatandaşımızın bu kaynaklara uzun dönemde olan mecburiyeti ülke parasının dışarı çıkmasına yol açmaktadır. Kazandığımız para daha az miktarda ürüne karşılık gelmektedir.
Yoksullaşarak büyümenin ülkemiz üzerindeki gerçeği budur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder