Başlıkta ki büyüğe kapılmayın kendi çapımda yani ama olur da kabul görürsem birşeyler değiştirmeye hazırım...
15 Şubat 2013 Cuma
Gece gece...
Ablamdan dönüyorum kestirmeyi seçmişim. Sabah havaya kandım ya ince giyin sen sonra on saniye erken gideyim diye eve dal karanlık yollara. Neyse yaşlıca bir kadın dedi ;
-Oğlum bir yardım eder misin ?
Ya annem diyecektim git öğrenciyiz. Yok para mara bak yeni yeni hayal ediyorum bar açmışım Amerika dönüşü. Ömrün varsa bekle bir kaç ay daha. Oğlum dedi ;
- Hastamız var.
Etrafı süzmek ve tepki vermek için üç saniyem var. Etraf karanlık. Bir daha kırmızı şahin iki katlı sıvasız bir evin önünde durmuş. Arabanın sağ ön kapısında bir adam dikiliyor. Adam ile ilgili ilk fark ettiğim. Adamın akraba evliliği olma olasılığı çok yüksek.
-Ah uşağım gel hastamız var . dedi.
Ya tamam yirmi bir yaşındayız da Türkiye'nin bölgesel karakteristik tahlilini okumadım ki hiç. Karadenizliler nasıl nereden bileyim. Ulan dedim bunlar bir planın parçası olmasın. Aslında olay çok basit arabanın içinde yaşlı amca var onu çıkartıp içeri götüreceğiz. Amca ama artık tamamen nefes alıp vermekten başka olayı kalmamış. Kucakladık biz moruğu oturduk bir sandalyeye dediler içeri taşınacak. E tamam da insan işkilleniyor yani. Bak ev nasıl biliyor musun ? Sıvasız . Giriş katı kömürlük gibi. İlk katta birileri oturuyor. Biz bu babayı ikinci kata taşıyacağız. Girdik ilk kapıdan içeri yaşlı annem kapattı demir kapıyı peşimiz sıra. Ellerimde adam var elli kilo falan aklımca bir şeyler yakalamaya çalışıyorum. Neler olabilir ben ne yapabilirim diye. Bakıyorum etrafa dikkatli hani ayakkabı falan var mı fazla veya yanından geçtiğim yerlerden birileri çıkabilir mi diye. Babayı çıkardık olması gereken kata. Başka bir bayan çıktı oradan rica etti;
-İçeri sokabilir misiniz ayakkabıları çıkarmanıza gerek yok.
Ya ablam adamı ıslasan elli beş kiloyu geçmez zaten. Ancak şu ülkemize has olduğunu tahmin ettiğim ısrarcı rica etme hali var ya o durumda ablam. Dedim böreği alırlarsa bu yaşlıya nakil etmeseler bari. Yatırdık amcayı yatağına. Dedim bana müsade. Geçmiş olsun. Koşarak çıktım evden. Arkamdan söylentiler duydum ama dua ediyordur tahmini ile ilerledim hemen dışarı.
Şimdi böyle bir konuda yardımcı olduğum için çok mutluyum. Ancak korkmadım da değil. Yaptığım yardım işe yaradı mı yoksa bu insanlardan şüphe ettim diye güvensiz biri miyim anlamadım. Neyse iyi geceler.
-Oğlum bir yardım eder misin ?
Ya annem diyecektim git öğrenciyiz. Yok para mara bak yeni yeni hayal ediyorum bar açmışım Amerika dönüşü. Ömrün varsa bekle bir kaç ay daha. Oğlum dedi ;
- Hastamız var.
Etrafı süzmek ve tepki vermek için üç saniyem var. Etraf karanlık. Bir daha kırmızı şahin iki katlı sıvasız bir evin önünde durmuş. Arabanın sağ ön kapısında bir adam dikiliyor. Adam ile ilgili ilk fark ettiğim. Adamın akraba evliliği olma olasılığı çok yüksek.
-Ah uşağım gel hastamız var . dedi.
Ya tamam yirmi bir yaşındayız da Türkiye'nin bölgesel karakteristik tahlilini okumadım ki hiç. Karadenizliler nasıl nereden bileyim. Ulan dedim bunlar bir planın parçası olmasın. Aslında olay çok basit arabanın içinde yaşlı amca var onu çıkartıp içeri götüreceğiz. Amca ama artık tamamen nefes alıp vermekten başka olayı kalmamış. Kucakladık biz moruğu oturduk bir sandalyeye dediler içeri taşınacak. E tamam da insan işkilleniyor yani. Bak ev nasıl biliyor musun ? Sıvasız . Giriş katı kömürlük gibi. İlk katta birileri oturuyor. Biz bu babayı ikinci kata taşıyacağız. Girdik ilk kapıdan içeri yaşlı annem kapattı demir kapıyı peşimiz sıra. Ellerimde adam var elli kilo falan aklımca bir şeyler yakalamaya çalışıyorum. Neler olabilir ben ne yapabilirim diye. Bakıyorum etrafa dikkatli hani ayakkabı falan var mı fazla veya yanından geçtiğim yerlerden birileri çıkabilir mi diye. Babayı çıkardık olması gereken kata. Başka bir bayan çıktı oradan rica etti;
-İçeri sokabilir misiniz ayakkabıları çıkarmanıza gerek yok.
Ya ablam adamı ıslasan elli beş kiloyu geçmez zaten. Ancak şu ülkemize has olduğunu tahmin ettiğim ısrarcı rica etme hali var ya o durumda ablam. Dedim böreği alırlarsa bu yaşlıya nakil etmeseler bari. Yatırdık amcayı yatağına. Dedim bana müsade. Geçmiş olsun. Koşarak çıktım evden. Arkamdan söylentiler duydum ama dua ediyordur tahmini ile ilerledim hemen dışarı.
Şimdi böyle bir konuda yardımcı olduğum için çok mutluyum. Ancak korkmadım da değil. Yaptığım yardım işe yaradı mı yoksa bu insanlardan şüphe ettim diye güvensiz biri miyim anlamadım. Neyse iyi geceler.
9 Şubat 2013 Cumartesi
Türkiye Siyaset Tarihinin İki Cephesi-2
Gelenekçi-Liberal cephenin özellikleri ise şunlardır; ilk olarak, bürokrasinin büyük merkezi gücüne karşılık, bu cephe, yönetimin 'yerinde-yönetim' yani adem-i merkeziyet ilkesine göre düzenlenmesinden yanaydı. İkinci olarak, kendisinin halkın gerçek temsilcisi olduğunu savunuyordu. Üçüncü olarak, cephe topluma sunulan yenilikleri engellemek için İslam dinini, son derece etkili bir araç olarak kullanmıştı. Böylece kendisini İslam dininin koruyucusu ve Osmanlı geleneğinin sürdürücüsü ilan etmişti. Aslında gerçekten yaptığı, devletçi-gelenekçi cepheye karşı sürekli ayaklanıp sürekli ezilmekten başka bir eylem değildi.
'Hürriyet ve İtilaf', 'Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası', 'Cumhuriyetçi Serbest Fırka', 'Demokrat Parti' ve 'Adalet Partisi' hep bu cephenin siyasal temsilcisi oldu.
'Hürriyet ve İtilaf', 'Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası', 'Cumhuriyetçi Serbest Fırka', 'Demokrat Parti' ve 'Adalet Partisi' hep bu cephenin siyasal temsilcisi oldu.
- Emre KONGAR - Türkiyenin Toplumsal Yapısı
8 Şubat 2013 Cuma
Memleketimden Manzaralar 2
Şoförler odasında Sarai Sierra cinayeti konuşulurken en çarpıcı yorum büyüğümüz Ahmet abimizden geldi;
- Kesin trencilerin işi, pantolonunda aha buradaymış.
-?????????
( Not: FBI in yaptığı son açıklamaya göre Sarai Sierra ülkemizde bulunmasının altında karanlık sebepler olabilirmiş. )
- Kesin trencilerin işi, pantolonunda aha buradaymış.
-?????????
( Not: FBI in yaptığı son açıklamaya göre Sarai Sierra ülkemizde bulunmasının altında karanlık sebepler olabilirmiş. )
7 Şubat 2013 Perşembe
Türkiye Siyaset Tarihinin İki Cephesi-1
Devletçi-Seçkinci cepheyi oluşturan genel nitelik şöyle özetlenebilir: Halktan gelebilecek desteği yok sayıyorlar, hatta istemiyorlardı. Aslında pek çok düşünceyi 'halka karşın' uygulamak istiyorlardı. İkinci olarak, Batı tipi bir toplum modeline inanıyorlardı. Batı'dan pek çok düşünce ve kurum almışlardı. Üçüncü olarak, ekonomik etkinlikler kadar, toplumsal ve kültürel yaşamın da devlet tarafından denetlenmesinden yanaydılar. Büyün bu nedenlerle kendilerine 'devrimci' ya da 'ilerici' gibi adlar yakıştırmışlardı. Gerçekten başardıkları ise, halkın devlete bütünüyle yabancılaşmasıydı. Aynı zamanda bölük pörçük yenilikler yabancı düşünce ve kurumları aralarında tutarlı bir bağlantı olmadan topluma sunduklarından, Osmanlı düzeninin bir aa önce çöküşüne de yardımcı oldular.
'İttihak ve Teraki', daha sonra 'Cumhuriyet Halk Partisi'ne dönüşen 'Cumhuriyet Halk Fırkası' ve bir ölçüde SHP hep bu cephenin temsilcisi oldu.
- Emre KONGAR - Türkiyenin Toplumsal Yapısı
5 Şubat 2013 Salı
Beklenmedik Hesaplar...
Heralde hepimizin en sevmediği durumlardan biride paranın ucu ucuna ayarlamışken unuttuğun bir hesabının çıkması. Aynen o durumu yaşıyorum şu an. Çıkan hesap ise ikinci öğretimimin harç parası. Hemde öyle az birşey değil.
Şimdi ise en sıkışık olduğum anda bir cıkar yol bulmalıyım. Bir süre stres yaşamalıyım. Parayı ailem ödeyecek olsa da bu ödemenin onları nasıl zor duruma düşüreceğini düşünmeliyim.
Bu durumu ülkemin bir ayrımcılık sorunu olarak mı görmeliyim yoksa basit düşünüp anlamaya mı çalışmalıyım. Siz ne düşünüyorsunuz ?
- Tam 577.5 tl.
Şimdi ise en sıkışık olduğum anda bir cıkar yol bulmalıyım. Bir süre stres yaşamalıyım. Parayı ailem ödeyecek olsa da bu ödemenin onları nasıl zor duruma düşüreceğini düşünmeliyim.
Bu durumu ülkemin bir ayrımcılık sorunu olarak mı görmeliyim yoksa basit düşünüp anlamaya mı çalışmalıyım. Siz ne düşünüyorsunuz ?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)