31 Aralık 2012 Pazartesi

İnanç karmaşası...

     
     Mickey Rourke' nin ağzından bir keresinde ' inanç ruhu temizler ' diye duymuştum. Herhalde farkına varırsınız ki ne kadar güzel bir anlamı var bu cümlenin. O filmde Mickey bunu söylerken silah tüccarlığı yapan, vücudunda dövmesiz yer olmayan, uyuşturucu ve esrar kullanan bir karakteri canlandırıyordu. Bense bunu duyduğumda hatim etmiş sonradan kapanan annemin din üzerine verdiği eğitim ile elhamdülüllah müslüman bir gençtim ki çok şükür öyleyim.
     O karakterin bu kadar anlamlı bir söz söylemesi, benimse bunu hiç düşünememem ne kadar enteresan değil mi ? Müslümanı, Hristiyanı, Yahudisi, Budisti hatta Ateisti bu söz hepsi için geçerli.İnan ve onu yaşa.
     Bir de bir atasözümüz vardır ben ve Mickey doğmadan çok önce söylenen ' iyilik yap denize at balık bilmezse halik bilir ' diye. Görüyorum ki bütün dinlerin ve inançların ortak sorunu yaşadıkları dinin gereklerini tek başlarına değilde bir yerlerle paylaşmak istemeleri. Dinin olmayan gösterişini kullanmaya çalışmalarıdır.
     Bu bağlamda günümüzün popüler tartışma konusuna değinmek istiyorum. Zaten ülkemizdeki dinin kimi gruplarca rant için kullanıldığını görüyor ve biliyoruz. Peki ateizm de bunun için kullanılır mı ?  Evet ülkemizde kullanılır. Kendi çıkarı için gerektiğinde islam hocası olan işine gelmeyince camiye gitmeyen insan ile sadece popüler bir cevap için ateistim diyen ve orda burda islamiyete sallayan insan arasında hiç bir fark yok !
     Bu yeni türeyen ateist grup kesinlikle boş insandır faydasız insandır. Okumadan araştırmadan popüler olmak için çırpınan zavallılardır. Bir kere bir müslümandan Kuran-ı Kerimi bir Hristiyanda da daha iyi bileceksin İncili. Çünkü böyle bir inancı seçiyorsan bilime inanıyorsun demektir. Bilime inanmış olarakta yanında konuşulabilecek herhangi bir ruhani muhabete seyirci kalamazsın. İşte o anda gerekli cevapları kendince verebileceksin ki birazda olsa sana karşı oluşabilecek katı görüşü yumuşatabilesin. 
     Sonuç olarak ; ülkemizde dinin değilde insanlarımızın bir reforma ihtiyaçları var. Şov yapan müslümana da popüler olmak isteyen ateiste de bırakın ülkemizi dünyada yeri yok. Dostoyevski bir kitabında şöyle demiştir ' cahil olmak ayrı şey pislik olmak ayrı ' ne yazık ki bu insanlar hem cahil hem pislik !

30 Aralık 2012 Pazar

Kronolojik olarak baba ve oğul !

     Oğuldan kast ettiğim tamam da peki baba olan kim ? Batman hayranları bekleniyorsunuz.




                                                    Jack Nicholson - Heath Ledger

29 Aralık 2012 Cumartesi

Philips Eğrisi Analizi

     Keynes ekonomide sorunların talep yönlü kaynaklandığını belirtmiş ve hükümetlerin iktisadi yaşama müdahalesinin kaçınılmaz olduğunu savunmuştur. Ayrıca Keynes kısaca belirtmek gerekirse; enflasyonu, tam istihtamdan sonra gözlemlenebilecek bir olgu olarak değerlendirmiştir.
     1950'li yıllarda dönemin ekonomistleri, Keynes'in enflasyonu bu şekilde yorumlamasına eleştirilere maruz kalmıştır. Keysenyen ekonomistlerde yönetilen eleştirilere Philips Eğrisi Analizi ile yanıtlamaya çalışmışlardır.
   

     A.W.Philips nominal ücretlerdeki işsizlik oranı ile işsizlik oranı arasındaki ters yönlü ilişkiyi incelemiştir.
     Bu analize göre; ücretler emek talebiyle orantılı bir şekilde değişir. İşsizliğin düşük olduğu dönemlerde emek talebi artarsa ücretlerde artış gözlenir. Aksine işsizlik düzeyinin yüksek oranlarda seyrettiği dönemlerde ücretler daha düşük düzeyde gerçekleşir. Durgunluk dönemlerinde ücret artış talepleri karşılıksız kalırken, refah dönemlerinde ücretlerde artış gözlenir.

Günün Sözü...

En cahil kız bile kendini bilimadamı sanar...

28 Aralık 2012 Cuma

Güncel siyaset ...

     ODTÜ'de ki olayları konuşmak istiyorum.
Olaylar malum ! Peki nasıl değerlendirmeli ?Öğrenciler haklı mı ? Yoksa başbakan mı haklı ? Peki polis ne yapsın ?
     Öncelikle ülkemiz şu an çok kötü durumda mı da bu öğrenciler bu denli büyük bir tepki gösteriyorlar.Üstelik de kendi yaptığımız gurur kaynağı olabilecek Göktürk-2 uydusu için yapılan törende bunları yapmak ne kadar doğru ? Görüyorum ki öğrencilerimiz bir yerlerden acayip etkilenmiş ve siyaset üzerinde etkili olmak isteklerini yanlış yolla yapıyorlar. Bu iş çöp kutusu yakarak bir nevi arkasına hiç bir dayanak sağlamayacak gösteri ile olmaz. Ya bu işi tam yapacaksın ya da vay bugün gösteri varmış katılalım düşüncesinde olmayacaksın. Şu an bildiğiniz bir gençlik lideri var mı ? veya basına açıklamalar yapan gençlik olarak şunu düşünüyoruz diyen var mı ? hem 'deniz' olmak istiyorsunuz ancak sadece yazın en sıcak havasında çarşaf gibi olmaktan öteye gidemiyorsunuz. 
     Söylediğim şu; bu işler böyle olmaz. Çıktığın zaman meydana düşüncen ile etkilemelisin insanları. Öyle bir konuşma yapmalısın ki dinleyiciler ' adam haklı ' desin. Yeri ve Zamanı doğru seçeceksin. Savunduğun görüşün adamı olacaksın. Ayrıca seninle aynı fikirde olmayan insanlara saygı duyacaksın.
     Ondan sonra kimse çıkıp böyle öğrencilik olmaz diyemez. İşte o zaman siyasette öğrencinin sözü etkili olur.
    
     Şimdi Başbakanımıza gelelim. Hangi demokroside görülmüş ki muhalefetin olmadığı.
Bizim başbakanımız istiyor ki muhalefet olmasın aman konuşmasınlar. Bu kadar polisi o üniversiteye yığmanın başka bir açıklaması var mı ? Demek ki bir olay olabileceği beklentisi sende var. Görüyorum ki başbakanımız bu ülkenin geçmişteki yasakçı zihniyetinden pek bir ödev çıkaramamış.
     Bu her zaman görülmüştür ki yasaklanan ögelerin üstüne insanoğlu daha çok gitmiştir. Şimdi ODTÜ olayından sonraki açıklamaları ile ve yandaşı üniversitelerin desteğine rağmen kim inanıyor bir sonraki sefer akp mensubu ve zihniyetine tepki gösterilmeyecek diye ! Türkiyemizin şu an en büyük sonunun etnik ayrışma olduğu düşünüldüğünde yasakçı zihniyet çözüm olabilir mi ?